Hacamatın Zararları ve Yan etkileri varmı..

Hacamat yan etkileri olmayan, uzmanca yapılması durumunda kimyasal ilaçlar kullanmak ve ameliyat olmak gibi diğer tedavi yöntemlerine oranla birçok meziyetleri olan geleneksel bir tedavi yöntemidir. Hacamatın doğru yapıldığı zaman zararları en aza indirilebilir. Hacamatın tedavi özelliklerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:

1-   Hacamat yan etkileri bulunmayan bir tedavi yöntemidir.
2-   Hacamat her yaştaki insanlar için kullanılabilir.
3-   Hacamat çok az araç-gereçle çok ağır ve yatalak hastalıkları tedavi edebilir.
4-   Hacamat dinî bir emir olması sebebiyle büyük bir psikolojik etki gücüne sahiptir; bu nedenle tedavî seviyesi yüksek olmakla birlikte insanın Allah Teala ile irtibatının, kültür ve inançlarının güçlenmesine neden olur.

İSLAM’DA HACAMATIN YERİ
İslam’da hacamatın çok önemli bir yeri vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarından çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Örneğin;

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Miraç gecesi gökyüzünün yedinci katına çıktığım zaman yanımdan geçen bütün melekler bana dediler ki: Ey Muhammed! Hacamat yap ve ümmetine hacamat yapmalarını, çörek otu yemelerini ve…  emret.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.300, bab: 89)

Allah Resulü (s.a.a) Nehcü’l-Fesahe’de geçen bir hadisinde şu beş şeyi peygamberlerin sünnetlerinden saymıştır: Hayâ, hilim, hacamat, dişleri misvaklamak ve güzel koku sürünmek.(El-Kâfî, c.6, s.484)

Diğer bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Cebrail bana hacamat yapmayı o kadar tavsiye etti ki hacamatın farz olduğunu sandım.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.126)

Yine şöyle buyurmuştur:
Buyurmuştur ki:
“Baştan yapılan hacamat ölüm dışında bütün dertlerin dermanıdır.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.135)

“Kim ayın on yedisine rastlayan Salı günü hacamat olursa Allah ondan bir yılın -hastalığının- ağrısını çıkarır.” (Kenzu’l-Ummal, c.2, s.17)

Başka bir hadisinde ise şöyle buyurmuştur:
“Gerçekten hacamat şifadır.” (Biharu’l-Envar, 62, s.135)

Yine:
“Eğer bir şeyi sürdürmekte hayır varsa, o da hacamatı sürdürmektedir.” (Müsned-i Ahmed, c.2, s.342)

Peygamber Efendimiz (s.a.a) başka bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar hangi dertten yakındılarsa hacamata sığındılar.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.119)

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Hacamat bedeni sağlıklı ve aklı ise güçlü kılar.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.114 ve c.10, s.89)

“Allah Resulü (s.a.a) bedeninin üç yerinden hacamat olurdu: Baş; baştan hacamat olmayı şifa bilirdi. İki omuzun arası; bunu faydalı bilirdi. Belden; bunu da -dertten beladan- kurtarıcı bilirdi.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.120)

İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:
“Allah Resulü (s.a.a) buyurmuştur ki: Bir şeyde şifa varsa o da hacamat bıçağında veya bal şerbetindedir.” (Vesailu’ş-Şia, c.17, s.54)

Abdulmelik Nevfelî’nin aktardığı bir rivayette şöyle geçmiştir: İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzuruna girdiğimde elinde bir nar olduğunu gördüm. Bana buyurdu ki:
“Nar getir; çünkü ben narı başkasıyla paylaşmak kadar hiçbir şeyden rahatsız olmuyorum.”
Daha sonra hacamat yaptı ve bana da hacamat yapmamı emretti. Peşinden başka bir nar daha istedi…

Başka biri şöyle aktarıyor:
İmam Cafer Sadık’ın (a.s) huzurunda olduğumuz bir sırada İmam (a.s) hacamatçı isteyerek ona, “Hacamat aletlerini yıka” buyurdu. Sonra bir nar isteyerek yedi. Hacamat yapıldıktan sonra tekrar bir nar isteyerek yedi ve peşinden şöyle buyurdu: “Bu iş safrayı yatıştırıyor.”

İmam Hasan Askerî (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Hacamattan sonra tatlı nar yiyin; çünkü nar kanı yatıştırıyor ve onu mecrasında saflaştırıyor.
İmam Rıza (a.s) bir gün, “Ey Muattab! Hacamat yapmak istiyorum, bana taze balık hazırla.” buyurdu. Ben taze balık hazırladım. Sonra, “Ey Muattab! Bana bir çorba hazırla” buyurdu. Ben çorba hazırladım; İmam (a.s) çorbayı içti.”

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Ayete’l-Kürsiyi oku ve hacamat yapmak istediğin günde sadaka ver.” (Biharu’l-Envar, c.62, s.117)

Açken hacamat olmaktan sakınmak:
Hadis ve rivayetlerden hacamatın tok karnına yapılması gerektiği ve açken hacamat olmanın zararlı olduğu anlaşılmaktadır.

İmam Cafer Sadık’tan (a.s) bu konuda şöyle rivayet edilmiştir:
“Yemekten sonra hacamat yapılması teri defeder ve insanı güçlendirir.”

Yine şöyle buyurmuştur:
“Aç karnına hacamat olmaktan sakının.”

Diğer bir hadisinde şöyle geçer:
“Yemekten sonra hacamatla kan toplanır ve hastalık defedilir. Fakat, yemekten önce hacamat yapılacak olursa kan gider ama hastalık bedende kalır.

Hacamattan önce ve sonra sinirsel heyecanlardan ve cinsel ilişkiden kaçınmak:
İmam Rıza (a.s) Risale-i Zehebiyye’de şöyle buyurmuştur:
“Cima yaptıktan sonra kan aldırma ve hacamat olmak iyi değildir. Cima ile kan aldırma ve hacamat arasında en az on iki saatlik bir ara olmalıdır… Hacamattan hemen sonra kadınlarla yaklaşmayın (cinsel münasebette bulunmayın).”

Ayrıca; hacamattan sonra aşırı hareket etmekten, öfke ve heyecandan sakınmak gerekir.
Hacamat için en iyi gün Pazar, Pazartesi ve Perşembe günleridir.
Kamerî ayların ikinci yarısıdır…

Hacamat için en iyi mevsim, ilkbaharın başı, yaz mevsiminin başı ve sonbaharın başıdır.
Hz. Resul-i Ekrem (salla’llahu aleyhi ve âlihi ve sellem):
•   Pazartesi günü ikindi vaktinden sonra hacamat olurdu ve hacamatçının ücretini buğday olarak verirdi. Buyurmuştur ki:
“Pazartesi gününün sonunda hacamat olmak bedenden derdi çıkarır.”
•   Kim ayın Salıya rastlayan on dört, on yedi ve yirmi birinci gününde hacamat olursa bir sene boyunca bütün dertlerinden ve baş ağrısı, diş ağrısı, delilik, cüzam, abraş hastalıklarından şifa bulur.
•   Allah Resulü (s.a.a) hacamatı baştan, omuzların arasından ve enseden yaptırıyordu. Bunlardan birisi faydalı, diğeri imdada yetişen, üçüncüsüne de belalardan kurtaran olarak adlandırılır. Belalardan kurtaran hacamat için, karışının bir ucunu burnuna koyunca diğer ucu kafana doğru her nereye yetişirse o bölgeye hacamat yapılmalıdır.
•   Hacamat güzel adettir, gözü aydınlatır ve dertleri götürür.
•   Çarşamba günü hacamat olmayı nehyetmiştir.
•   Muteber bir hadiste şöyle geçer: Bir şeyde şifa varsa o da hacamatçının bardağında ve bal yemektedir.
•   Başın arkasındaki çukurdan hacamat olmak unutkanlığa sebep olur.
İmam Muhammed Bâkır (aleyhisselâm):
•   Hz. Resul-i Ekrem (salla’llahu aleyhi ve âlihi ve sellem)  her ne türden rahatsızlansaydı hacamat oluyordu.
•   Hacamat ölümden başka bütün dertlerin şifasının başıdır.
•   Hacamat bardağına dökülen ilk kana bakın, -böyle yapacak olursanız- diğer hacamata kadar göz ağrısından korunmuş olursunuz.
İmam Cafer Sadık (aleyhisselâm):
•   Hacamat yapan bir grubun yanından geçerken buyurmuştur ki: “Size ne oluyor ki şimdi hacamat oluyorsunuz eğer Pazar gününün sonuna kadar ertelerseniz, bedenden daha çok rahatsızlıkları çıkarır.”
•   O Hazret ikindiden sonra hacamat oluyordu.
•   Baharın başlangıcında Rumi ayın ilk Salısının ilk saatlerinde hacamat olunur ise beden sıhhatli olur.
•   Hz. Resul-i Ekrem (salla’llahu aleyhi ve âlihi ve sellem) hacamat olduktan sonra kanın hararetini yatıştırmak için soğuk su ile bedenini yıkıyordu.
•   Mübarek Ramazan ayı hacamat için en iyisidir, Ramazan gecesinde hacamat olun.
•   Bizim hacamat günümüz Pazar günü, Şialarımızın hacamat günü ise Pazartesidir.
•   Bir şey yemeden asla hacamat olmayın, azda olsa bir şey yiyin ki kanın daha fazla dışarı çıkmasını sağlasın ve bedene kuvvet versin. Hacamatı yemekten sonra yaptırırsanız bozuk kanı dışarı atar, eğer yemekten önce yaptırırsanız sağlam kanı dışarı atar ve bozuk kan bedende kalır.
•   Salı günü öyle bir saat var ki o saatte hacamat olunur ise ölünceye kadar kan kesilmez. Kim Cuma günü öğle vakti hacamat olur da ona bir bela ulaşırsa, kendisinden başkasını suçlamasın.
•   Baştan yapılan hacamat; delilik, cüzam, abraş, diş ağrısı, göz kararması, baş ağrısı ve uykunun galebe çalmasına faydalıdır.
•   İmam hacamattan önce ve sonra birer tane nar yedi ve buyurdu ki: “Bu vakitte nar yemek safrayı yatıştırır.”
•   Biri gelip ciğerlerinin ağrısından şikâyette bulununca İmam ayağından hacamat yapmasını söyledi.
•   Biri kaşıntıdan şikâyette bulundu, İmam, üç defa her iki ayağından ya ayağın arkasında ya da topukla bağ yeri arasından hacamat yaptır dedi.
İmam Musa Kâzım (aleyhisselâm):
•   Bir şahıs İmam’ın Cuma günü hacamat olduğunu görünce sordu; “Feda olayım sana, Cuma günü hacamat yapılıyor mu?” Hazret buyurdu ki; “Her ne zaman kan fazla olur ise ister gece olsun ister gündüz, Ayete-l Kürsü oku ve hacamat ol.”
•   Bir kimse hacamat olmak ister ise Cumartesi günü olsun.
•   Rumi takvime göre yazın başlangıcında Haziran ayının yedisinde hacamat olun; eğer bu gün olamazsanız on dördünde olun.
•   Pazar günü hacamat olunur ise her derdin şifası olur.
•   Perşembe günü hacamat olun.
•   Beden kaşıntısı, çok uyumak, sivilce ve çıbanlar, kanın fazlalığından kaynaklanır.
•   Bir şahıs uyuz hastalığından İmam’a şikâyetçi oldu. İmam; “Sağ ayağına hacamat yap, iki dirhem tatlı badem yağını keşkek suyuna dök ve ye, sirke ve balık yeme.” diye buyurdu.
•   İmam buyurdu ki; “Yalan söylüyorlar, bir kimse abraş hastalığına yakalanmışsa annesi ona hayızlı iken hamile kalmıştır”